18 09 2008

SAKARYA MEYDAN SAVAŞI


Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşayı'da yanına alarak,trenle Ankara'dan Polatlı'ya geldi. Amacı cephe durumunu yakından ve yerinde görmekti.
Başkomutanı batı cephesi komutanı İsmet Paşa,batı cephesi kurmay başkanı Albay Asım(Gündüz) ve öteki karargah subayları karşıladı.Atlara binilerek Polatlı'nın güneyindeki Karadağ'a (Karatepe) çıkılacaktı. Buradan savunma mevzileri rahatça gözlenebiliyordu.
Başkomutan Mustafa Kemal paşa bir yandan Fevzi Paşa'nın,İsmet Paşa'nın ve Asım Bey'in görüşlerini dinlerken bir yandanda araziyi ve savunma mevzilerini dürbünüyle uzun uzun gözetledikten sonra,harita üzerinde durumu incelemeye koyuluyordu. Bir arayışın içindeydi. Polatlıya dönmeye karar verildiğinde getirilen atına doğru yürürken bakışlarını ilerideki engebeli araziden ayıramıyordu.Dalgın ve düşünceli atının üzengisine bir ayağını bastı, üzerine atlamak için sıçrayınca at birden ürktü ve ileri atıldı.Başkomutan Mustafa Kemal,yüzüstü yere düştü... Ulusunun yazgısını üstlenen kişi yerde baygın yatıyordu.
Başkomutan, biraz sonra ayıldı ve birşeyinin olmadığını söyledi.Güçlükle bir iki adım attıktan sonra,döndü, eliyle düştüğü yeri gösterdi:
_ Düşmanın kafasını burada kıracağım!
Daha sonra Karadağ'a (Karatepe) yetişen doktorlara göre röntgen alınması gerekiyordu. Aslında,Mustafa Kemal paşanın sol kaburga kemiklerinden biri kırılmıştı. Oysa değil birliklerde, Polatlı'da yeni açılan büyük cephe hastanesinde bile röntgen aygıtı yoktu eldeki tek aygıt Ankaraday'dı.
Mustafa Kemal tirenle Ankaraya döndü. Mustafa Kemal , göğsü sargılar içinde ,kımıldadıkça dayanılmaz ağrılar veren yaralarına rağmen kısa süre sonra Ankara dan tekrar cepheye döndü . Trenle Malıköy istasyonuna gelip,oradan otomobille Alagöz'deki Başkomutanlık karargahına gitti.



Er üniforması giyinmiş çocuksu görünüşlü bir kadın, elindeki kağıdı Ankara tren istasyonundaki hareket memuruna uzattı kağıtta ordu saflarında yurdun savunmasına katılmak için şiddetli istekle yapılan başvurusunun kabul edilip batı cephesinde görevlendirileceği cephe karagahına başvurup görevinin öğrenileceği Başkomutan Mustafa Kemal tarafından belirtiliyordu. Hareket memuru kadına yol gösterdi. Polatlı'ya hareket edecek tirene yerleştirdi, Vagonlar çok eskiydi,oturacak yerler tahta ve pencereler kırıktı. Kömür olmadığından odunla işliyordu. Bu nedenle hızı azdı. İyi bir koşucu treni geçebilirdi.
Halide Edip, Malıköy istasyonunda trenden indi. İsmet Paşanın otomobiliyle iki katlı tahta bir eve gittiler. Orada İsmet Paşayla konuşan bir binbaşı Çocuksu görünüşlü kadına: -artık benim ordumda bir ersin, dedi. Halide Edip askerce karşılık verdi: -evet, Paşam!
Malıköy tren istasyonunun on kilometre uzağındaki Alagöz köyü Türk komuta merkeziydi. Grup ve tümen komutanlarının çadırlarındaki manyetolu telefonların telleri Alagöz'e bağlıydı.
Alagöz'deki Başkomutanlık Karargahındaki tüm odaların lambaları yanıyordu. Yakında tan yeri ağıracaktı. Mustafa Kemal paşa,cephe durumuna ilişkin sorular üzerinde duruyor, masadaki harita üstündeki kırmızılı mavili iğneleri oradan oraya götürerek son gelişmeleri izliyordu.
Mustafa Kemal paşa önemli bir kararla Türk ordusunu Eskişehir önlerinden Yunanlılarla araya uzun bir mesafe koyarak ve çarpışmadan kan dökmeden üç gün hep doğuya doğru yürümüş yüz yirmi kilometrelik bir alan bırakılıp Yunanlılara ucuz bir zafer hediye edilmiş ve bunun halk üzerindeki yıkıcı etkisi ve moral çöküntüsünü Mustafa Kemal üstlenip askerlik sanatının gereğini uygulamıştı. Bu geri çekilme Yunanlıları orta anadolunun yolsuz,çorak ve bir çölü andıran bozkırına çekmek demekti bu ilerlemenin ardından birlikleri kaydırarak güney kanatta cepheyi uzattıkça uzatmış Yunan ordusunu doğuya doğru altmış kilometre daha sürüklemişti. kuşatma tehlikesini uzaklaştırdığı gibi Yunan kuvvetlerinide güneye doğru yayılmak zorunda bırakmıştı bu sayedede yunan kuvvetleri kesin sonuçlu bir yarma saldırısı için ana kuvvetlerini cephenin herhangi bir noktasına toplayamaz duruma düşmüştü. Artık Yunanlılar uçsuz bucaksız Anadolu bozkırında yazgısıyla baş başaydı.
Yunan Korgenerali Papoulas, başlangıçtan beri kafasındaki Polatlı ve Haymana yönünde cepheyi yarmak, aynı zamanda güneyden kuşatmak düşüncesini bugün uygulamaya çalışacaktı.
Polatlı'yı alarak, Türkler ellerindeki işe yarar son demiryolu istasyonundan yoksun bırakıp İzmirden Polatlıya kadar demiryoluyla istediği ulaşımı yaparak bir taşla iki kuş vuracaktı Papoulas.
Mustafa Kemal bugünkü çarpışmaların üzerine Türk yurdunun savunmasındaki bundan sonraki taktiği şu tarihsel emriyle bildirdi:
-"Hatt-ı müdafaa yoktur. Sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. (Savunma hattı yoktur. Savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır.) Yurdun her karış toprağı, yurttaşın kanıyla ıslanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için, küçük büyük her birlik ilk durabildiği noktada, yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uymaz, bulunduğu mevzide sonuna dek dayanmaya ve direnmeye mecburdur."
Polatlı yakınlarındaki Malıköy,Türk hava gücünün yeni üssüydü. Üs olarak anılan yer aslında biraz düzgünce bir tarlaydı. Havacıların kaldığı birkaç çadır, bir telefon hattı, bir kıyıda üç beş varil benzin ve hangarsızlıktan açıkta duran iki uçak...İki uçaklık hava gücü Batı cephesi Uçak Bölük komutanlığı adıyla anılıyordu. Yunanlıların on sekiz uçağa sahip hava güçlerine karşı yalnızca iki uçak...Onlarda benzin ve malzeme noksanlığı, sık sık onarım nedeniyle sürekli uçamıyordu. Altı yedi değişik tipteki uçağın parçalarının biraraya getirilmesiyle Uçtuklarından zaten verimleri düşüktü. Bir avuç Türk havacısı, uçaklardan hangisi o gün çalışıyorsa sırayla onunla havalanıyor,düşmanı gözetliyordu.



Uçak bölüğü komutanı Yüzbaşı Fazıl , ilk Türk havacılarının hayatta kalabilenlerinden biriydi.
Yüzbaşı Fazıl sabah erkenden yanına gözetleyicisi Teğmen Hamdiyi alarak İzmir adlı avcı uçağıyla havalanıyor gördüklerini harita üzerinde işaretlerken gözetleyiciside defterine notlar alıyordu. Bu arada gördükleriyle dünkü uçuşta gördükleri farkı ortaya çıkarıyorlardı. Üç saat kadar gözetleme uçuşundan dönen Pilot Yüzbaşı Fazıl ve Gözetleyicisi Teğmen Hamdi Malıköydeki alana iniyor. Gözetleme sonuçlarını telefonla Başkomutanlık karargahına bildiriyordu. Gözetlemeyi sürdürmek amacıyla, Pilot Vecihi ile gözetleyici Teğmen Basri İsmet adlı gözetleme uçağıyla hemen havalandılar. Yanlızca iki uçaktan kurulu Türk hava gücü gökleri boş bırakmıyor, biri inince öbürü havalanıyordu. Yunanlıların onsekiz uçaklık hava gücüne karşı dengesizliğin giderilmesi için iki uçakla sık çıkış ve uzun uçuşlar yapılıyordu.
İzmir bir gözetleme uçağıydı Gözetleyicinin önüne bir makinalı tüfek yerleştirilmiş hava çarpışmasına elverişli duruma sokularak bir avcı uçağı haline gelmişti. Gözetleyici teğmen Basri her uçuşta oturduğu yere, ayaklarının altına altı büyük bomba yerleştirir, yerdeki hedeflerin üstüne eliyle bırakırdı. Böylece ilkel bir bombarduman uçağı olurdu ismet aynı zamanda.
Pilot yüzbaşı Fazıl, sabah uçağıyla Yunan içerilerine gözetleme uçuşu yapmıştı. Polatlı yönünde ilerleyen 7. Yunan tümeninin bugünde Polatlı yakınındaki Gordion (Yassıhöyük) yönünde saldırıya geçiyordu.

Pilot Yüzbaşı Fazıl dönüş yolunda Haymana yönünde bir tümenin ilerlediğini ve diğer tümenlerinde harekete geçtiğini saptadı. Haymana üzerinden Malıköye indikten sonra gördüklerini telefonla Başkomutanlık karargahına iletti.
Başkomutan Mustafa Kemal paşa,Genelkurmay başkanı Fevzi Paşa ile gelen en son bilgiler ve harita üzerindeki inceleme ve görüşmeler sonunda şu görüşe varıldı: Yunanlılar Haymana yönünde cepheyi yarmak ve Ankaraya ulaşmak istemektedir. Haymana yönünün güvenle kapatılması gerekmektedir.
Türkler Çal dağı kesimindeki kritik durum nedeniyle buraya destek birlik gönderiyorlardı. Dünkü gelişmelerden sonra Yunanlıların Çal dağında başarıya ulaşması Türk cephesinin yarılması ve Ankara yolunun açılması demekti.
2. Yunan tümeni, gece yarısına doğru kuzey eteklerine dek tüm Çal dağı ele geçirdi. Mustafa Kemalin korktuğu başına gelmiş Çal dağı kaybedilmişti.
Anadoludaki Türk halkı Mustafa Kemalin yayınladığı Tekalifi Milliye emirleri doğrultusunda düşman kovulduktan sonra tekrar almak koşuluyla varını yoğunu ilçelerdeki komisyonlara veriyor. Toplanan mallar ulaşım kollarıyla Ankaraya aktarılıyordu. Silah altına yeni alınanlar ile İneboludan getirilen silah ve cephanede Ankarada toplanıyordu. Herşey Ankarada başlıyor, Ankarada bitiyordu. Savaşın kalbi Ankaraydı. Ankarada toplanan yiyecek,silah ve cephane ile eğitimli yeni erler trenle Polatlıya ulaştırılıyor,oradan ulaşım kollarıyla cephedeki birliklere dağıtılıyordu. Ankaradan cephenin güneyindekilere yalnızca ulaşım kollarıyla yiyecek ve cephane gönderiliyordu. Yaralılar yükünü boşaltan ulaşım kolundaki arabalarla gerilerdeki hastanelere taşınıp tirene bindiriliyordu. Polatlıda yükünü boşaltan tirenlerde Ankaraya yaralı dolu olarak dönüyorlardı.polatlı bu nedenle önemini koruyordu.


Sabahın erken saatlerinde yunanlıların 7. Tümeni Polatlıyı almak için saldırırken bir taraftanda başka tümenleriyle Çal dağının batısındaki 4. Gruba saldırdılar.
Mürettep kolordu komutanı Kazım Özalp karargahını Polatlının yakınındaki görüş alanı geniş olan Zafertepede kurmuştu.Dürbünüyle Basrikale tepesindeki hazırlıkları özel ilgiyle izliyordu çünkü bu tepe Polatlıya doğru uzanan tepelerin sonuncusu ele geçirilirse yalnızca Polatlı’ya girmeyecekler ayrıca cephenin kuzey kanadında önemli bir üstünlük sağlıyacaklardı.
Yunan ordusu Çal dağı ve Haymana kesiminde Türk cephesini yarmak için şiddetli saldırılarda bulunurken İsmet Paşa 12. Grup komutanı albay Halit’e (Deli Halit) Grubuyla Haymanaya hareket etmesini emretti.Ayrıca cephe yarılırsa hızlıca tıkamak içinde süvari tümenlerini orada tutuyordu. Haymanada düşerse Türk ordusu kapana kısılmış olacaktı. Başkomutan Mustafa Kemalde harita üzerini dikkatle izliyor.Parmaklarını sıksık Çal dağının üzerine getiriyor. Nasıl geri alabileceğinin hesabını yapıyordu.
3 yunan kolordusunun 7. Tümeni Polatlıya saldırı üstüne saldırı yeniliyordu ama Polatlı önlerinde çakılıp kalmışlardı.Gün doğarken bir kolla Polatlıya bir kollada Polatlının doğusuna yeni bir saldırı düzenlediler. Onüç gündür Polatlıyı ele geçirmek için saldıran bu tümen,ilk kez kasabaya bu denli yaklaşmış Türk savaşçıları Polatlının kıyı mahallelerinde direnişlerini sürdürüyordu artık.
Yunan Küçük asya ordusu komutanı Papoulas, 28 ağustostan beri inlerkatrancıda olan karargahını bugün kavuncu köprüsü civarına,nehrin batı yakasına taşıtmıştı.
Fevzi paşa, 3. Yunan Kolordusu karşısındaki Mürettep kolorduyu 1. Grup ve 2. Grup tan alınacak iki tümenle (15. Ve 23. Tümenler) destekleyerek Duatepeye Doğudan ve kuzeyden saldırmayı düşünüyordu. Batı kuvvetleri komutanı İsmet paşada 1. Grupta 1 tümen bırakıp buranın iki tümenini alarak 2. Grup kesiminde toplayıp Haymana bölgesinde saldırı yapmayı planlıyordu.Genel Saldırı 10 eylül’de gün ağarırken Mustafa Kemal Paşanın emriyle başlayacaktı. Mustafa Kemal Paşa,Fevzi ve İsmet Paşa Halide Edip hanım ve karargah subayları Alagözde tirene binerek Karapınar yakınındaki demiryolunda bir yarma arasında tirenden indiler.



Bu trenin vagonları Başkomutanlık ve Batı cephesi Komutanlığının yeni karargahıydı. . Günlerdir vagonlarda yatılıyor, vagonlarda çalışılıyordu. Halide Edip hanım er üniforması giyiyor,kollarında onbaşı rütbesini taşıyordu.
Nihayet 10 Eylül sabahı gelmişti. Mustafa Kemal paşa,Fevzi ve İsmet paşalarıda otomobiline alarak Eskipolatlı sırtlarına hareket etti. Saat 15’ e doğru Başkomutan Mustafa Kemal paşa ile Batı cephesi komutanı İsmet paşa üstü açık bir otomobille Eskipolatlıya geldi. Halide Edip Adıvar da kırk kişiyle birlikte beyaz,siyah ve kahverengi atlarıyla onları takip ediyordu Halide Edip hanımın kahverengi atını geçebilecek bir at olmadığından o daima önden gidiyordu. Buğday tarlalarındaki olgun başaklar rüzgarda sallanıyordu. Bir tatar köyü olan Eskipolatlı köyünün önüne gelince atlarından indiler. Bir tepeyi tırmandılar.Bu tepe görüş alanı oldukça geniş olan bir tepeydi.



Mustafa Kemal Paşa tepede batarya dürbününün başına geçti Yunan mevzilerini uzun uzun incelemeye koyuldu.Tam bu sırada bir yunan uçağı tepeye yaklaşmıştı uçak tepenin üstünde bir tur atıp uzaklaşmıştı anlaşılan yanında bomba yoktu ve gözetlemeyle yetinmişti. Mustafa Kemalin gözetlemeden sonraki planı: Düşmanın Batı kanadına saldırarak Sakaryaya doğru sıkıştırıp Sakarya üzerindeki köprü başlarını ele geçirmekti. Başkomutanın askerlik sanatındaki üstünlüğünün yeni yapıtıydı bu plan. Daha sonra Albay Kazıma işaret etti saldırı başlayabilirdi.
Saldırı bütün topçuların Duatepe ye ateş açmasıyla başladı.Tepeden Karadağ’a (Karatepe) baktıklarında dar bir boğazda 23. Tümen vardı. Bu Mürettep Kolordunun bir parçasıydı. 15 nci ve 23 üncü Tümenler hücuma geçmişlerdi. Hepsi dev arılar gibi vızıldayan Yunan uçaklarının altındaydı. Eskipolatlı köyündeki bu tepenin önünde geniş bir vadi, etrafındada Polatlı bulunuyordu. Hava toz ve duman içinde subaylardan biri : Bu manzara gece çok güzeldir, diyor. Öbür taraftaki bir cephede Mustafa Kemal paşa gülerek Halide Edip hanıma Gelin hanımefendi harbediyoruz diye sesledi ve sonrada Duatepeye hücum ediyoruz, dedi.Yüzü en sevdiği oyunu oynayan bir çocuk gibi gülüyordu. Ondan sonra Halide Edip hanım öteki siperleride dolaşıyor elindeki dürbünüyle savaş oyununu seyrediyordu. Top ve makineli tüfek sesleri hiç ara vermiyordu. Adeta kocaman karıncaların yuvaları etrafında kavga etmesi gibi İnsanlar birbirine girerek süngü savaşları yapıyordu. Halide Edip hanımın yanındaki birisi şu sivri ehrama (piramit) benzeyen tepeyi görüyormusunuz? O Karadağ dır (Karatepe) onun arkasından bakarsanız Yunan çekilmesini görürsünüz dedi.Mustafa Kemal Paşa topçu ateşini düzenlemek amacıyla 15. Tümenin yanına gitmeye karar verdi. Bir Başkomutanın çarpışmaların en kızgın anında düşmanın burnunun dibine sokulması doğru değildi. Herşeye rağmen O atına atladı 15. Tümenin ileri hatlardaki karargahına doğru dolu dizgin ileri atıldı. Başkomutanın saldıran birliklerin arasında görülmesi herkezin moralini yükseltmişti birden. Aynı saatlerde Yunan komutanı Papoulas sakaryanın batısında tehlikeden uzak karargahında çarpışmalardan gelecek haberleri bekliyordu.
23. tümenin büyük gayretleri ve süngü hücumları sayasinde altı gün önce kaptırılan Dua tepe alınan ilk tepe olmuştu.Duatepeden sonra Türkler Beylikköprüyüde ele geçirirse Yunan çekilmesi büyük tehlikeye girecek hatta bütün Yunan ordusu imha edilebilecekti. Ama özellikle dua tepenin güneyindeki kartal tepedeki yunan topçuları türk savaşçılara ölüm yağdırıyordu kartaltepe de alınmadıkça burada tutunmak zorlaşacaktı. Binbaşı Muharrem Halide Edip hanıma Şimdi insanların top ateşiyle öldüğü yer olan Duatepeye gidiyoruz dedi ve oraya hareket ettiler. Fakat bu daha başlangıçtı Yunan komutanı Papoulas güneyde bütün kolordularıyla (1., 2., 3. Kolordular) Eskipolatlı köyü sırtlarında güçlü bir yarma saldırısı yapmayı planlıyordu. Türk ordusu Yunan kuvvetlerini doğuya doğru yayılmak zorunda bırakmış bu sayedede kuşatma tehlikesi uzaklaşmış ve Yunan kuvvetleri kesin sonuçlu bir yarma saldırısı için ana kuvvetlerini cephenin herhangi bir noktasına toplayamaz duruma düşmüştü. Papoulas bunun farkına vararak Taarruzun ağırlığını doğudan alıp batıya yani sağ kanattan sol kanada kaydırmayı düşünüp Haymana tarafında doğuya yayılmış Kolordularını toparlayıp Batıya doğru çekerek Eskipolatlı sırtlarına doğru harekete geçirmeyi planlıyordu. Ancak bu şekilde çok güçlü bir yarma saldırısı yapabilirdi.4. grup karşısındaki düşmana gösteri taarruzları yapıyor böylece düşmanı mevzisinde tutarak 7 nci yunan Tümenine yardım etmelerini önlüyordu.5. Grup (Süvari) Komutanı Albay Fahrettin (Altay) günlerdir cephenin doğusunda hareketsiz kalmaktan yakınıyordu. Dün akşam aldığı emire bu nedenle çok sevinmişti. Emirde düşmanın geri çekilme belirtisini gösterdiği. Yarın bütün cephelerde genel saldırı yapılacağı ve Süvari grubununda düşman gerisine hareket ederek Mangal dağını ele geçirip düşmana arkadan saldırıya başlaması belirtiliyordu.Süvari grubu derhal harekete geçerek Mangal dağına doğru ilerledi.Öğleyi biraz geçe Mangal dağına vararak burayı işgal etti. Yunanlılar Mangal dağını kendiliklerinden bırakmış yapılan karşı saldırılara ve dökülen onca kana karşılık bir türlü geri alınamayan Mangal dağı çarpışmasız ele geçirilmişti.Yunan 2.Kolordusu kuzeyde Haymana kesimindeki Türk birlikleriyle güneyde Mangal dağındaki Türk süvarileri arasında kalmıştı.15. Tümen birlikleri Duatepenin üç kilometre kuzeyindeki Perişan duruma gelen Çekirdeksiz köyüne girdiler.Bu Köy Yunan işgali altından kurtarılan ilk köy oluyordu.Papoulas ordusunun Batı kanadının güvenliğinden kuşkulanarak en doğudaki 2. Kolorduya gece yürüyüşüyle 3. Yunan Kolordusuna destek vermesini ve fazla kuvvetlerinide kavuncu köprüsüne göndermesini emretti .Papoulas cephenin doğu kanadındaki 1. ve 2. Kolordularını ezdirmeden Sakarya’nın batısına geçirmek bunun içinde cephenin batı kanadındaki 3. Kolordusuyla Kartaltepe – Karadağ ve Eskipolatlı çizgisini tutarak Türkleri bu çizginin batısına geçirmemenin derdine düşmüştü.Dün akşamdan bu yana batıya doğru çekilen 2.Yunan Kolordusuna Eskipolatlı gerisinde toplanmasını emredip Sakarya savaşmalarındaki son saldırı şansını denemek istiyordu Papoulas. 5 nci Grup (Süvari) Komutanının verdiği raporda güneş batarken Katrancıya vardıkları bu gecede Türbetepeye çıkarak düşman kollarına baskı yapacaklarını düşmanı sakarya köprülerinden geçerken vurduktan sonra Sakarya’yı güneyden dolaşıp düşman gerilerine yürüyeceklerini belirtiyordu.12 nci grubun 11 nci tümeni Çal dağa doğru yürüyüşe geçti.Düşman karşı koymadan çekiliyor Türk savaşçılarına yalnızca dağa tırmanmak düşüyordu.Öğleye kalmadan Çal dağın doruğuna Türk bayrağı dikilmişti.Binlerce kişinin ölümüne neden olan Çal dağının alınması için bile artık yürümek yetiyordu.Bir zamanların meşhur Mangaldağı,Türbetepesi,Çaldağı sanki yıllar öncesinde kalmış gibi unutulmuş bütün ihtiras ve ümitler şimdi Sakaryaya hakim olan tepelere düğümlenmişti.
Yunanlılar Karadağ ve Kartaltepe’yi korumak için olanca güçlerini ortaya koyuyorlardı.57. Tümenin ele geçirmeyi başardığı Karadağ iki defa el değiştirmiş sonunda tekrar Yunanlılara kalmıştı.4 ncü Grup cephesinde 3. Yunan kolordusuyla karşılıklı topçu ve piyade ateşi sabaha dek sürmüştü.Günün erken saatlerinde Mürettep kolordu birliklerinin Karadağ’a yaptığı saldırı gelişmiş,ancak 4 ncü Grubun 61 nci tümeninin Eskipolatlı sırtlarındaki Yunanlıları geri atamaması 57. Tümeni zor duruma sokmuş ve geriletmek zorunda bırakmıştı.Bu nedenle Türkler 4. Grubu desteklemek için birliklerini batıya doğru kaydırıyordu. En doğuda bulunan 12 Gruba 4 ncü Grubun yanına hareket etmesi emri verildi.



Böylece güneyde Türk orduları cephe boyunca sırasıyla 4., 12., 3., 2. Ve 1. Grup olarak sıralanmıştı. 4 ncü ve 12 nci Gruplar yarın karşı taarruz için hazırlanacaktı.23 ncü tümende 12 nci ve 4 ncü grubun yapacağı muharebeleri yakından izleyip orduyla irtibat sağlayacaktı.Bu aradada Yunanlılar sürekli 3. Kolorduya takviye yapıyordu ayrıca 2. Kolordusunuda 3. Ve 1. Kolordu arasına yerleştirerek güçlü bir yarma saldırısına hazır hale gelmişlerdi.Şimdi yarın Eskipolatlı sırtlarında yapılacak taarruz için düşmanın 3 ncü Kolordusu karşısında daha büyük kuvvetlere ihtiyaç vardı.Cephesindeki 2 nci Yunan kolordusu çekildiğine göre boş kalan 1. Grup batıya yanaştırılarak bir gecede 4. Grup gerisine ulaştırılacaktı.
Nihayet büyük gün gelmiş savaşın dönüm noktasının yaşanacağı Eskipolatlı muharebeleri başlamıştı .Son kozlar burada oynanacaktı.Türkler kuvvetlerini Eskipolatlı sırtlarına kaydırıyordu. Sırtlar birkaç kez el değiştirdi . 4 ncü Grubun 61. Tümeni ve 12 nci Grubun 11. Tümeninin kahramanca mücadeleleriyle Eskipolatlı köyü sırtlarındaki Yunan kuvvetleri püskürtülüp inatlı savunma karşısında sonuç alamayacaklarını anlayarak geri çekilmeye başladılar.

Savaşın kaderi Eskipolatlıda belli olmuş büyük dönemeç burada yaşanmıştı.Mehmetçik burada büyük bir zafere imza atmıştı. Buradaki çarpışma tarihe Eskipolatlı muharebeleri olarak geçecekti.En son ve en büyük çarpışma burada olmuştu.İlk önce Yunan 2. Kolordusu geri çekilmeye başladı amacı Sakaryanın batısında savunma mevzileri keşfetmek için incelemeler yapmak ve geçitleri korumaktı.Yunanlılar 2. Kolorduyu bu gece batıya geçirmeyi diğer iki kolorduyuda ertesi gece çekmeyi düşünüyordu.Bütün Yunan ordusunun kaderi üç veya dört perişan köprüye bağlıydı.Uçağıyla gözetleme uçuşu yapan Teğmen Hamdinin hazırladığı rapora göre Yunanlılar Beylikköprü-Sazılar arasındaki demiryolunu kullanılamaz hale getirmişti ve daha güneydede büyük birliklerle kavuncu köprüsünden batıya geçiyorlardı.Yunan yürüyüş kollarının bir bölümü Sakarya geçitlerine yönelmiş,öteki bölümüde Kartaltepe ve Karadağ’a doğru giden destek birlikleriydi.Yunanlılar nihayet 1. Ve 2. Kolordularınıda geri çekmeye başlamış ve bu Kolordulara Sakarya ırmağı üzerindeki köprülerden karşıya geçtikten sonra Türk ordusunun takibini yavaşlatmak amacıyla köprüleri havaya uçurma emrini vermişlerdi.Bölgedeki Sakarya köprülerinin yıkılmış olduğunu öğrenenen Mürettep Tümen sağlam kalan Fettahoğlu köprüsünü ele geçirmeyi başarmış köprüyü savunan Yunan istihkam taburu paniğe kapılarak dağılmış ve köprüyü tahribe imkan bulamamıştı.Mürettep tümen Fettahoğlu köprüsünden geçerek sivrihisar baskını için yürüyüşe geçti.Polatlı’nın eteklerine kadar gelen takviyeli 7. Yunan Tümeni ordunun geri çekilmesini örtmek gibi ağır bir görevle karşı karşıyaydı. Demiryolu güneyinden taarruz eden 1. Tümen,7. Yunan Tümeninin inatçı direnişini kırarak akşam güneş batarken Kartaltepeyi ele geçirdi.Meşhur Karadağ yine Yunanlıların elindeydi.Başkomutan Mustafa Kema Paşa nın bir ay önce attan düşüp kaburga kemiğini kırdığı, son günlerde süngü hücumlarıyla elden geçen,Polatlı yaylasının ortasında yanlızbaşına sipsivri duran adı gibi kara olan dağda ilk çözülme gerçekleşti.23. ve 17. Tümenlerin artan baskısına daha fazla dayanamayan 7. Yunan Tümeni birlikleri birden bozulu verdiler.Dağınık biçimde batıya kaçıştılar.Karadağ artık bir daha düşmana verilmemek üzere son defa ele geçirilmiş ve Sakaryanın doğusunda alınan son tepe olmuştu.Başkomutan Mustafa Kemal Paşanın attan düşerek kaburga kemikleri kırıldığında söylediği “Düşmanın kafasını burada kıracağım!” sözü Türk savaşçıları arasında hızla yayılmış Kimi,Karadağın alınmasıyla başkomutanlarının hıncının alınacağına inanıyor kimide Yunanlıların bozguna uğratılması,başlarının kırılması için Karadağın alınması gerektiği inancındaydı ve öylede oldu.Yunanlıların kafası ilk kez burada,Karadağ da kırılmıştı.



Takviyeli 7 nci Yunan Tümeni karışık bir halde,gerilerinde ölü ve yaralılar bırakarak nehre doğru çekildiler ve ta Beylikköprü den Kavuncuköprüsü'ne kadar 15 kilometreden geniş bir cephe ile Karailyas ve Tekeköy köprülerindende yararlanarak Sakaryanın batısına geçtiler.Ve en sonunda düşman tümüyle Sakaryanın Batısına geçmişti.5 nci Grup (Süvari) omutanı Albay Fahrettin (Altay) saat 14.00’te Yıldızdepe yakınlarına geldi.Uzunbeyliye varınca köylüler gözyaşlarıyla Albay Fahrettin’e sarılmışlar,sormuşlardı:Köyümüze giripte ansızın neden çekip gittiniz?,Papoulası neden avcunuzun içinden kaçırdınız? Acı gerçek ortaya çıkmıştı bundan tam 18 gün önce Albay Fahrettin Uzunbeyli köyünde Yunanlıların büyük bir dağıtım noktası kurduğunu öğrenip buraya baskın yaptırmış,fakat bu sırada Batı cephesi komutanlığından “Düşman, ordu güney kanadını kuşatmak üzere saldırıyor yarın savaş meydanına yetişmeniz zorunludur.” emri gelmiş Albay Fahrettinde Uzunbeyliye girecekken çaresiz çarpışmayı kesip geri çekilmişti.Şimdi köylüler Uzunbeylinin Yunan ordusunun karargahı olduğunu ve Prens George unda Papoulasın konuğu olarak o gün köyde olduğunu söylüyorlardı.Süvari Grubunu Papoulası elden kaçırdıkları için bir üzüntü sarmıştı.Başkomutanlık karargahı olarak kullanılan tren Polatlı istasyonunda duruyordu.Onbaşı Halide Edip ,vagonlardan birinin basamaklarına oturmuş,kırmızı damlı evlerden oluşan küçük kasabayı seyrediyordu.Bir ara bir Türk çavuşu bir grup Yunanlı Tutsak getirdi.Aralarında onsekizinden fazla göstermeyen üzgün yüzlü bir genç vardı.Gencin bakışlarındaki donukluk Halide edip’e dokunmuştu.Onu yanına çağırdı.Genç ilgi gördüğüne sevinmiş,Rumca bilen aydın bir Türk kadınıyla karşılaştığınada şaşırmıştı.Ülkesini yaşamını anlattı.Savaşa nasıl katılıp Anadoluya geldiğini anlattı.Savaşı insanlık dışı buluyordu.Olanların tümüne üzülüyordu.Genç adını bile duymadığı orta anadolu kasabasında,bir ana sıcaklığı duyduğu Türk kadınına içini dökmüş,gördüğü yakınlık onu avundurmuştu.Delikanlı ayrılırken: _Adioses Kiria dedi.Hoşça kal teyze... Ertesi gün Eskipolatlı köyü sırtlarında dünkü kanlı boğuşmadan ve saatlerce yeri göğü inleten topçu ateşinden sonra ürpertici bir ölüm sessizliği vardı. Yerlerde Yunanlıların kaçarken bıraktığı malzemeler ve parçalanmış insan kalıntılarının izleri vardı. Türk sıhhiye erleri bir yandan bu izleri silmeye çalışıyor bir yandanda koşar adım tepeyi tarıyor rastladığı insan kalıntılarını yoklayıp yaşamını yitirmemiş Türk ve Yunan yaralıları yakındaki gezici hastaneye taşıyor ilk tedavilerini yapıyorlardı. Ölüler toplanırkende üstlerinden çıkan belgelerden kimlikleri saptanıyordu. Bu arada bir grup Mehmetçik habire mezar kazıyordu.
Şehitleri Kabe nin bulunduğu yöne göre üstlerindeki üniformalarıyla ve başları güneye dönük biçimde yatırıyorlar öylece gömüyorlardı. Ucuna yamuk yumuk bir ay yontulmuş tahta parçasını, üstüne şehidin adını mürekkebe batırılan bir tavuk tüyü ile yazıp, mezarın başına çakıyorlardı:
_İlyas oğlu Mustafa, Yozgat’ın Boğazyılan köyünden.
_Ahmet oğlu Sadık Teğmen, Kastamonu’nun Daday köyünden.
_Mustafa oğlu Ali, Kırşehir’in Akpınar köyünden.
_Adil oğlu Yakup onbaşı, Konyanın Akşehir köyünden.
Mezartaşı niyetine kullanılan tahta parçaları cephane sandıklarından yapılıyor orasında,burasında Almanca,Rusca yazıların küçük bölümleri görülüyordu. Sonbahar yağmurları,şehitlerin mürekkeple yazılan adlarını silip götürecekti.
Tabur imamları şehitlerin mezarının başına çöküp sarsıla sarsıla dua ediyorlardı. Sonra, mezarın başındaki tahtayı okuyup, mezar kazan erlere soruyorlardı:
_Çankırı merkezden Ahmet oğlu Lütfi onbaşı’yı nasıl tanırdınız?
Erler yüzünü bile görmedikleri şehitler için Tanrı indinde tanıklık ediyorlardı:
_Yiğit kişidir. Allah rahmet eylesin!

İşte bu Şehitlerimizin mezarı şimdi Eskipolatlı köyü sırtlarında bulunuyor. Burada tam 49 şehidimiz yatıyor ve hatırlanmayı bekliyor.

208
0
0
Yorum Yaz