
KURTULUŞ SAVAŞI ZAMANINDA ÜLKEMİZDE ,
Zahire tüccarı Rum,
buharlı ve büyük değirmen sahibi Rum,
şarap ve rakı yapan Rum,
balıkçı Rum,
demirci ve kuyumcu Ermeni,
tuhafiyeci Yahudi ve Ermeni,
bakkal Rum,
yapı kalfası Rum ve Ermeni,
kunduracı Rum,
fırıncı Ermeni,
su değirmeni yapan usta Ermeni
ithalatçı ve ihracatçı Rum , Ermeni veya Yahudi
Türkler’e ne kalıyordu?
Türklere kalan nalbantlık, kahvehane işletme, mutaflık ve saraçlık.
Beyoğlu’nda dükkan ve mağazaların tabelaları Fransızca idi.Ancak bazılarının altında küçük harflerle , adeta bir lütuf kabilinden Türkçesi de bulunurdu.Demiryollarında, tramvaylarda çalışan memurların büyükleri ecnebi, küçükleri de Rum veya Ermeni idi.(İstanbul-Edirne),(Edirne-Dedeağaç),(Dedeağaç- Selanik) ve diğer demiryollarında (Rumeli) istasyon şefi, tren şefi ve kondüktör olarak tek bir Türk’e rastlanmazdı.Türk olmayan bu memurlar ise Türk yolculara her türlü eziyet ve hakareti esirgemezlerdi.Demiryollarında resmi dil Fransızca idi.Tren kalkacağı zaman kondüktörler komplo!!! Veya fertik!!! Diye bağırıyorlardı
Kısacası kendi öz yurdumuzda böyle aşağılayıcı muameleler görürdük.
Ne Kadar Acı değil mi?