BELGENİN SADELEŞTİRİLMİŞ METNİ
Başbakanlık, Osmanlı Arşivi,
Belgenin Bulunduğu Kısım: HARİCİYE. İM, 60/3]
[24 Ocak1923]
Bugünlerde (Lozan Konferansı görüşmelerinde) İngiltere
Delegasyonu ReisiLord Curzon'un Kürtlere bağımsızlık
verilmesi fikrini ortaya atarak,
Kürtler'in hamisi tavrını takınmasını hayret ve şaşkınlıkla karşıladık.
Kürtlerin tarihi geçmişi: Biz Kürtler, Turan neslinden bir kavimiz.
Milli an'anelerimiz ve özelliklerimizden (yiğitlik, kahramanlık vb.)
dolayı Türkler bize " yiğit ve cesur " manasına gelen Kürt ismini
vermiÅŸlerdir.
Kürt adıyla anılan ve büyük hizmetleri geçen kahramanların
isimlerinin yaşaması amacıyla Deminan, Hayderan, Kureyşan
ve Lolan gibi isimler kabile ve aÅŸiretlere verilmiÅŸtir. Bu aÅŸiretler,
bugün anavatanın Doğu Türklerini oluşturmaktadırlar.
Kürtlerin 1876 tarihinden önceki ve sonraki durumları araştırılacak
olursa, İranlı misyonerlerin aşiretler üzerinde yaptıkları çalışmaların
sonucunda Kürtler kendi öz lisanları olan Türkçe lehçesini ve öz
kültürlerini yavaş yavaş kaybettiler. Bundan dolayı Erzurum,
Van, Bitlis ve Musul taraflarındaki aşiretler Farsçadan başka
bir şey olmayan Kırmanç adı verilen Farisi lehçeyi konuşmaya
başladılar.
Bu misyoner faaliyetlerinden az etkilenen Harput ve Diyarbakır
taraflarındaki aşiretler ise ana dilleri olan Türk lehçesi ile karışık Zaza
lehçesini konuşmaya başladılar.
Bu öz Türk oğlu Türkleri Yavuz Sultan Selim Han Kürtlerin Hanı
Şeyh İdris-i Bitlisi'ye gönderdiği fermanla kendi ülkesine dahil etti.
O günden bu güne kadar Türk akrabalarının şefkat ve himayelerinde
huzurlu ve rahat yaşamakta ve Türk lehçesi ile de konuşmaktadırlar.
Genel DeÄŸerlendirme:
Yukarıda yapılan değerlendirmelerden sonra, İngiltere Delegasyonu
Reisi Lord Curzon'a sorarız ki; İranlıların dilini konuşmakla, o millete
mensup olunduğu kabul edilirse İngilizler de dahil her milletin
durumu tartışılır.
Doğu ülkelerini istila eden ve genellikle dünyayı kendi toprakları
içerisinde olmasını hayal eden İngilizlerin, diğer milletlerin
kabullenemediği "müstemleke" kelimesinin yerine kulağa hoş
gelmeyen ve aynı manayı taşıyan "manda" kelimesinin de aslında
aynı şey olduğunu Kürtler anlamıştır.
Dünyadaki zenginlik kaynaklarına sahip olmak isteyen İngilizlerin
12/10'u Türk olan Musul'u ve petrol kaynaklarını biz Türklere
çok görmesini hayretle karşılıyoruz.
Lozan Konferansı'nda İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon'un
Dersim ve Bitlis olaylarından bahsederek tek millet olan Türk ve
Kürt arasına ayrılık fikirleri sokma gayretini biz Kürtler anladık.
Biz Kürtler, Avrupa ve İngiliz diplomatlarının parlak vaatlerinin
altında kendi menfaatlerinin olduğunu biliyoruz. Ve bundan dolayı
kendi direniş kuvvetlerimizi oluşturduk. 1917 yılında İngiltere
Delegasyonu Reisi Lord Curzon gibi bağımsızlık vaatlerinde
bulunan Ruslara biz Kürtler: "Biz Türküz, bizi anavatandan
hiçbir kuvvet ayıramaz. Bizim rahata kavuşmamız sizin hemen
bu topraklardan çekilmenizle olacaktır." dediler.
İşte bu gün bütün Kürtler Lozan'daki Avrupa ve bilhassa İngiliz
Diplomatlarına aynı cevabı veriyoruz.
Kürtler bağımsızlıklarını kendilerini yok edecek yabancılara değil
kendi ailelerinden olan Türklere ve onları temsil eden Büyük
Millet Meclisi Hükûmeti'ne emanet etmişlerdir.
Sonuç olarak biz Kürtler, İngiltere Delegasyonu Reisi Lord
Curzon'un bizler için fikirler üretmemesini rica eder ve Lozan'daki
Temsil Heyeti'ne ve Reisi sevgili hemşehrimiz İsmet Paşa
Hazretlerine başarılar dileriz.
24 Kânûn-ı Sânî [1]339 Miladi:
Umûm Kürt Amele ve Esnâf Cem'iyyeti Re'isi
Salih Kahyâ nâmına Erzurumlu İsa-zâde Ahmet,,
İstanbul'da Umûm Kürtler nâmına Lolan Aşîreti Re'isi ve sâbık
Kürt Gençler Cem'iyeti Re'isi [Duzer]-zâde Dersimli Mehmet Sabri