................................Image Hosted by ImageShack.us


'' ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ATATÜRK ''



Image Hosted by ImageShack.us

(Saat ) '' SIK KULLANILANLARA EKLEMEYİ UNUTMAYINIZ...'' ''HOŞ GELDİNİZ'' Çürüyen cesetlerin ağır kokusu ve İngiliz Gizli Servis Elemanı - - '' Eğitimcinin Köşesi 1'' - Blogcu




'' Şaşırmıştım. Büyük bir yığın Türk Askeri tepeden aşağıya doğru geliyordu. Tüfeğimle bu yığına nişan aldım ve yapmam gereken tek şey tetiği çekmekti ve tabii herbiri bir tarafa düştüler. '' Çavuş Daniel Curham - Wellington Piyade Bölüğünden - ( CONKBAYIRI-1915 )

28/8/2007

Çürüyen cesetlerin ağır kokusu ve İngiliz Gizli Servis Elemanı -

''İşin zor kısmını atlattınız, şimdi kendinizi emniyete alıncaya kadar siper kazın, kazın, kazın.
General Sir Ian Hamilton
Ingiliz Başkomutanı, Gelibolu

 

Savaş alanındaki komutanlar geri çekilme önerisinde bulundularsa da, kendilerine, siper kazarak dayanma emri verildi. Gelibolu yarımadasının 25 Nisan günü ele geçirilen bu bölgesi harekatın geri kalan süresi boyunca "Anzak" olarak anıldı.

 

Aubrey Herbert , İngiliz Gizli Servis elemanı 

1922 yılında, Howard Carter ile Mısır firavunu Tutankhamon'un mezarını bulacak olan Lord Carnarvon'un kardeşi; Mayıs 1915'te ölüleri gömme için yapılan ateşkesin fikir babası; iyi Türkçe bildiği için esir düşen Türkler’i sorgulayan kişi; ve nihayet, savaş sonrası Talat Paşa’yı Berlin’de ziyaret ederek onu “en son gören kişi” olarak ünlenen bir Parlamento üyesi...

 

19 Mayıstaki hücumdan bir iki gün sonra hava, çürüyen cesetlerin ağır kokusuyla doluydu. İki tarafın da ölülerini gömmeleri için 24 Mayıs günü saat 07.00 ile 16.30 arasında ateşkes yapıldı. Ateşkesin gerçekleşmesine ön ayak olan Britanyalı Yüzbaşı Aubrey Herbert, Avustralya ve Yeni Zelanda Tümeni kadrosundaydı. 24 Mayıs sabahı, Herbert Türk subaylarıyla buluşup, onlara sahilden Kanlısırt Platosu’na çıkan sırta kadar eşlik etti. O, siperlerle yarıntılar arasındaki manzarayı ‘tarif edilemez’ bir halde buldu. Koku o kadar dayanılmazdı ki, bir Türk Kızılay’ı görevlisi ona, burnuna tutması için kokulu antiseptik bir pamuk verdi. Bu koku ‘sık sık tazelendi’. Bir Türk subayı Herbert’e şunları söyledi:

''Bu manzara karşısında en nazik kişi kendini vahşi hissetmeli ve en vahşi kişi de ağlamalı.''

Sırta çıkmaya devam eden Herbert, Anzak mermilerinin etkisini gözleriyle gördü:

''Onlar [şehitlerimizi kastediyor] mersin büyüyen çukurları dolduruyorlar. İnsan makinalı tüfek ateşinin sonucunu açıkça görüyor; bölüklerin tamamı mahvolmuş - yaralı değil, ölüler; ileri fırlamalarının şiddetiyle başları altlarında kalmış ve iki elleriyle süngülerini tutuyorlar. Sanki Tanrı yüzlerine felaket üflemiş gibi ...''

[Aubrey Herbert, Mons, Anzac and Kut, Hutchinson & Co. 1930]

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »