13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgali sonrasında, Fransız Generali D’Esperey’in beyaz bir at üzerinde, fatih edasıyla İstanbul sokaklarında dolaşması, bu esnada azınlıkların sevinç gösterisinde bulunması, Türk halkının yaşananları üzüntüyle karşılaması ama hiç bir şey yapamaması üzerine Nazif’in kaleme aldığı Kara Bir Gün adlı yazısı, bunun üzerine kurşuna dizilme kararı, daha sonra Malta’ya sürgün edilişi dikkatimi çekti.
“Vatan sıhhate benzer, değeri kaybedilince anlaşılır” diyen Süleyman Nazif, binlerce sayfayla anlatılabilecek bir gerçeği tek cümleyle ifade etmiştir.
Nazif, vatan topraklarının ilelebet bizim olacağına dair olan inancını ise “Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak” mısrasıyla dile getirmekte, zor günlerde insanımızın ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini, kendisinde kuvvet bulması için tarihe bakmasının yeterli olacağını anlatmaktadır.
Süleyman Nazif “Anneme” adını taşıyan önsözünü şu cümlelerle noktalamıştır:
“Ah anne!
Keşke ben yalnız senin öksüzün olsaydım. Ve yalnız senin öksüzün olarak kırk sene evvel ölseydim de böyle yetîm-i vatan ve yetîm-i târih kalmasaydım!...”

Süleyman Nazif